30 Aralık 2013 Pazartesi

Hello

Bir karmadır tutturmuş gidiyoruz, iyilik yap iyilik bul kim kazanmış kötülükten. Earl gibi bir liste de ben yapsam diye düşünürken aklıma blogum geldi. Şifreyi unutmuşum sandım son iki saattir olmayan bir gmail adresinin şifresini bulmaya çalıştım. Bu arada başka bir bloga denk geldim. Çok yanlış gelmişim. Bu ayrıca bir yazının konusu olabilir çok acıklı bir hikaye ama benden başka üzülen kalmadı sanırım yine de çok ağlattı beni, en boktan hikayeleri bile kıskanırım çünkü. Sonuçta uzun çilekli sütlü mailimi hatırladım da geldim buraya.
2013 village of the damned başta olmak üzere bütün korku gerilim filmlerinin bir karışımı kıvamında geçince 2014 den umutlarımızı dile getirelim, soralım sorumuzu.
Sevgili Dr 2014 senesinden beklentileriniz neler?
Canım benim iyi ki sordun. 2014 senesinin hepimize mutluluk, başarı ve sevgi dolu bir şeyler getirmesini dilerim. Ne olursa artık.

3 Temmuz 2013 Çarşamba

it's revolution baby

If I can't dance, it's not my revolution!
If I can't dance, I don't want your revolution!
If I can't dance, I don't want to be part of your revolution.
A revolution without dancing is not a revolution worth having.
If there won't be dancing at the revolution, I'm not coming. 



9 Ağustos 2012 Perşembe

Nasıl anlatsam sana, ilk harflere baksana kafası


16 Haziran 2012 Cumartesi


East Of Eden

“I think I love you, Cal." -Abra
"I'm not good." -Cal
"Because you're not good." -Abra



16 Nisan 2012 Pazartesi

Estate


Yine de en son düşününce İtalya'da karar kılıyorum. Çok süper dondurması var.  Bi yazlık discosunda gece 12'den sonra çalan slow şarkı havası var.


1 Şubat 2012 Çarşamba

Mız


Ben bu çizgi filme bayılırdım küçükken. Şu öndeki sarı kafa her yarışmayı kazanırdı onu pek sevmezdim benim sevdiğim kız ( arkada saç bantlı olan sarı mayolu) bir yarışmayı kazanmıştı; at yarışıydı galiba, ama kupasını yine ona vermişti ve işte ben buna gerçekten gıcık olmuştum. Ama gerçekten gıcık olmuştum...  Evi kupa dolu zaten ONUN, sen niye verioyosun kupanı??

Bianca da aşağıdaki siyah saçlı cadı -kötü kızımız, yanındaki de ona aşık saf tip. Bianca'nın derdi de bence bu yukarıdaki tayfayı kıskanması değildi. Bu lüzumsuz ciciliklere filan sinir oluyordu.  Gerçi sarı kafanın sevgilisine karşı boş değildi galiba onun da biraz etkisi olmuş olabilir. Olsun. Eskiden sarı kafalar, ciciler, çılgınlar arasında gelip giderken şimdi Bianca'ya yakın oluşum.. Büyümek güzel şey..   








24 Kasım 2011 Perşembe

Stats

Search Keywords                                 
drjealousbook
dr jealous
drjealous
beach boys with car
dursley family
dr jeaulaus
drjelus
drjelous
drjeolous
drjeolus
http://drjealousbook.blogspot.com/


ehe beach boys with car diye ne umutlarla geldin kim bilir?





23 Kasım 2011 Çarşamba

Outsider

Colin Wilson

16 yaşında okulu bırakıp Dünya'da basılmış bütün kitapları okumaya yemin etmiş gibi bir adam. Okulda öğrenebileceği şeylerin milyon katını 8 senede öğrenip, ilk kitabı Outsider yayınlandığında 24 yaşındaydı. Şimdi 80 yaşında. Dahi olduğunun biyografisi yayınlanınca anlaşılacağını sanmıştır  ama umduğu gibi olmadı maalesef. Çünkü Bay Wilson 100'den fazla kitap yazmışsın ama bir twitter'ın yok!
Wilson bir gecede şöhret olmuş çok sevdiği Lord Byron gibi. Hele ki parklarda uyuduğunu duyunca çılgına dönmüş medya. Kendi deyimiyle skandal arayan gazeteler Wilson hakkında bir tane bulmakta gecikmemişler bundan sonra entel camiada pek dikkate alınmadan yazmış bildiklerini. Ama ilk kitabıma yaptığınız övgüleri geri alsanız da bana verdiğiniz pasaportu geri alamıycaksınız der kendisi çünkü hiç bir zaman sevmediği şöhreti ve ona güzel şaraptan başka hiç bir getirisi olmayan parası azalsa da her zaman tek yapmak istediği şeyi yapıyor hala.


Londra'nın en güzel yerinde Hampstead Heat'de çekilmiş fotoğrafı.


20 Kasım 2011 Pazar

Vamos

canı sıkılanlar,
tatminsizler,
maymun iştahlılar,
inatçılar,



Kolombiya'yla vize kalkmış!!

13 Kasım 2011 Pazar

5 Kasım 2011 Cumartesi

18 Ekim 2011 Salı

BAD

Kötüye 2. şansı vermeyelim.



Bir de Oğuz Atay'ın bir sözü var. "İyi şeyler birdenbire olur, bu kadar bekletmez insanı. Sürümcede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar ya da hiçbir şey çıkmaz."

Libya'da yıllarca size hizmet ediyorum diyip, eziyet eden bir adamı linç ettiler tüm dünyanın gözleri önünde. Mısırlı bir çocuğun  ülkemle gurur duyuyorum ve ilk defa insanların gözünde okuyabiliyorum bunu onayladıklarını dediğini duymuştum. Dünyadan bi haber zavallı, değersiz müslümanların yüzlercesi ölürken Avrupa'da alkışlarla ortadoğu baharı diye anlandırılan özgürlük arayışı.

Sonra Jack'in şunu dediğini okudum. "Intelligent men are cruel. Stupid men are monstrously cruel." 


Antalya'ya sevgiler..

1 Ekim 2011 Cumartesi

birki birkiüçdört

londrayı ne kadar sevdiğimi yazmamışım sevmekle o kadar mesguldum ki blogu ihmal etmişim. diziden başka izlenicek birşey bulamadığım televizyonla gecen 2 günde bunu daha iyi anladım. geri döncek miyim hayır, mısır seyahetine mi cıkıcam ilk fırsatta evet. neden mi çünkü yine de televizyonda bloombergdeki kelime yarışmasının devamı niteliğindeki yarışmayı sunan, adını öğrenmekte hafızamın inat ettiği adamı görünce sevindim. çünkü deniz kenarında kitap okumayı seviyorum, sıcak havaları sevmesem de yağmuru ondan daha az seviyorum. tesco sandviçlerini değil park büfe sosislisini seviyorum. bir ara evin yolunu bulamıycam gibi hissetsem de evde olmayı seviyorum. bu kadar. daha güzel blogum da var ona da  arada bakınız, üye filan olunuz.

14 Eylül 2011 Çarşamba

Emre @

Munich

Wien

Reading

Budapest

Bratislava

Museum?

Barcelona
şşt emre bi baksanaaa!!

9 Ağustos 2011 Salı

Hot mess


London Eye

Kuzeyden bildiriyorum. Bir kola almaya çıkıyım dedim az önce. Gece 11 e kadar açık olan tesco kapalı, bi çevreme baktım her yer kapalı, bi cengaver Türk bakkalı var o açık.  5 dakikalık mesafede en az 20 tane polis gördüm. Hepsi çocuk bu polislerin, kim korkar öle polisten. Benim bile suratıma kömür sürüp tescoya dalasım geldi. Şaka be! Yapmam öle şey parmak izi topluyorlarmış, hele bir ortalık durulsun hepsinin canına okuycaz diyorlarmış. Olaylar polisin siyahlara kötü muamelesini protesto etmekten çıkmış, keyifle yıkıp yağmalıoyorlar etrafı. Gazetelerde utanç diye dükkanların kameralarından çekilen fotograflar yayınlanıyor.  Neyse yürürken bir ara 3-5 kişi koşarak yanımdan geçti benim araştırmacı kişiliğim orda bir dağıldı. Savaş muhabiri olucakmışım ben çabuk topladım ama. Otobüse koşuyorlarmış meğer. Bir kaç kırık vitrinden başka birşey göremedim. Kapşonlu bir çocukla bir haber kanalı röportaj yapıodu bizim Türk bakkalın önünde.İçeri girdim bakkal "abi bu çocuk salak niye onla konuşuyorlar" diye söyleniyor yanındakine.  Bi cips bi kola dedim, aldım geldim eve. Türkler kurtardı Londra'yı diyince gülmeyin gözümle gördüm yani.

12 Temmuz 2011 Salı

anywhere











kesmeşeker sölesin o zaman: değiştimm.. değiştim ben sevgilimm.. vallahii değiştim. 

26 Nisan 2011 Salı

do u know who i am?










Bu sonuncu penceremden, kotalı internetim olduğu için dandik fotolarımın hepsini paylaşamıcam. İlk gittiğimiz barda kovulur gibi olunca da bu soru geldi aklıma. do you punk?

1 Nisan 2011 Cuma

18 Mart 2011 Cuma

Dr Jealous & Dr Jealous

İnternetten haberleri okuyorum. İbrahim Tatlıses'in vurulmasıyla ilgili. Şarkılarını biraz bilirim ben,severim hatta,ortaokuldaki servisimi hatırlatıyor bana. Arabesk de tuhaf bir şey ayrıca konuyu ele alalım bir ara.
Neyse nette haber yorumlarına bakınca bu ülkenin nerdeyse yarısı bir insanın yolda silahla taranmasına kulp bulabilecek durumda. Yani kişi eğer kötü şeyler yapmışsa  o kişiyi silahla birileri vurabilir, başına kötü şeyler gelebilir. Bunu normal karşılamak gerekir hatta nerdeyse haketmiş diyenler var.Korkutucu..
Sonuçta bir tek dileğim var İbo; iyileş ve silahlara veda et artık. Düğünde, seyranda da alma eline, sevenin de çok, böylece belki onlar da bırakır silahlarını..

Bu arada yılan hikayesine dönen İngiltere maceram hızla devam ediyor. Türkiyede!
Kardeş Viyana'ya gitti.Keşke diyorum onun yanına gitseymişim almanca öğrenirdim şimdiye. Hem de özledim kardeşi şimdiden.


Bir de blogu kapatmışlar ya oysa ki maç yayını yapan bloglar digiturk'den daha dolandırıcı değil. Yalan reklamdan tutun da, yalan faturalar, telefonla tacizler. Suçun tanımıyla ilgili ciddi bir sıkıntı var Türkiye'de. Özellikle konu kişi hak ve özgürlükleri olunca.

Neyse işte daha uzatırdım da, hatta İtalya'dan söz edecektim biraz da; parklarından, orada altın kolye takan erkeklerin iyi görünebilmesinden filan. Ama çok yazmışım yeter, kafa sizinkisi de canım..
Altın kolyeler,kunduralar, lahmacunlar.. noluo zaten..

26 Ocak 2011 Çarşamba

28 Aralık 2010 Salı

Böö

Ne yazık ki Tumblr'm uçtu. Bir kere git dersen geri dönmüyormuş bilmiyordum. Bir Torturing Criminal Nurse Attack, bir L'esprit Diabolique albüm kapağı koyamadan uçtu. Biraz zorlayınca Acidçim hatırladı ne kadar severek takip ettiğini. :) O'nu kıramadım. Bu sebeple çocuklarınızı bu blogdan uzak tutun sevgili okuduğundan birşeyler anlamaya çalışan zavallı okurlarım. Çünkü terör estiricem artık bu blogda. Artık Tumblr'ma koyamadığım iğrenç jpegleri, pis gifleri buraya koyucam.
Korkutucam hepinizi.
Öptm hadi good biteee.

18 Ekim 2010 Pazartesi

♥

Love is good, but bad.
But also good. But bad.
You get the point.
Enjoy it!
It's good.
But also beware.
It's kind of bad.

26 Eylül 2010 Pazar

Felt like teen spirit

Keçe, silikon, teflon, milföy... uyku.. uyku..!%@ masterpiece.. joe.. king.. uyku.. uyku..anlıyorsun değil mi?